Katar’ın Covid-19 rakamlarına baktığınızda ilk gözünüze çarpacak istatistik vaka/nüfus oranının yüksekliği olacaktır. Yaklaşık 2,800,000 nüfuslu bir ülke olan Katar’da, Dünya Sağlık Örgütü’nün sitesinden aldığım, 20.07.2020 tarihli aşağıdaki görselde görebileceğiniz resmi rakamlara göre 106,648 pozitif vaka tespit edilmiş.

Bir alttaki istatistik ise olumlu anlamda dikkatleri üzerine çekmeyi başarıyor: Katar 100,000’i aşkın vaka sayısına rağmen yalnızca 157 ölüm bildirmiş durumda.

Aynı vaka sayısına sahip başka ülkelerle kıyaslandığında bu oran şaşırtıcı bir başarı hikayesi anlamına geliyor. Peki Katar’ın tüm dünyada nüfusundaki vaka yoğunluğu en yüksek ülkelerden birisi olmasına karşın bu kadar az ölüm bildirmesinin arkasında nasıl bir gerçek var?

Dünya Sağlık Örgütü’nün internet sitesinden ülkelerin salgın istatistiklerine ulaşabilirsiniz.

Bu soru herkesin aklında belirdiği için, Katar Toplum Sağlığı Bakanlığı günlük Covid-19 güncellemelerini paylaşırken bu noktaya da değinme gereği duymaya başladı. Bakanlığın genel açıklaması şöyle:

Katar Toplum Sağlığı Bakanlığı her gün yayınladığı güncel verilerde önemli açıklamalarda da bulunuyor.

Buradan ne anlıyoruz? Bakanlığa göre bu başarının ardında yatan nedenler şunlar:

  • Katar’daki sağlık sisteminin kalitesinin yüksek oluşu,
  • Katar’ın nispeten genç popülasyonu,
  • Proaktif testlerle vakaların erken aşamalarda tespit edilişi,
  • Hastane ve özellikle de yoğun bakım kapasitesinin arttırılması ile herkesin gerekli tıbbi yardıma kolayca ulaşabilmesi, ve son olarak,
  • Yaşlı ve kronik hastalığı olan kişilerin salgından korunmuş olması.

Şöyle bir düşününce, bunlar gerçekten yaşandıysa bu başarı yakalanabilirmiş gibi geliyor insana. Ben Bakanlığın bu listede belirtmediği birkaç detayı daha sizinle paylaşmak istiyorum. Bu hususların başarıda gizli paya sahip olduklarını düşünüyorum.

Başarının Altında Yatan Diğer Nedenler

Bahsedeceğim diğer nedenlerin ilki, Katar’da devlet hastanelerinin herkese ücretsiz hizmet vermesidir. Yani Katar’da yaşayan ve oturum izni olan herkes, en ufak durumda bir devlet hastanesine gidip tedavi talep edebilir ve ücretsiz tedavi olabilir. Pandemi döneminde bu olanak iyice genişletildi ve Katar’a seyahat ettikleri sırada uçuşların durdurulması ile Katar’da kalan turistler de bu kapsama dahil edildi.

Bahsedeceğim ikinci madde aslında ilkinden ayrı düşünülemeyecek bir nokta olacak. Katar, pandemi süresince Covid-19 ile ilgilenmek üzere hastaneler ve test merkezleri belirledi. Bu belirlenen hastaneler dışındaki hiçbir devlet veya özel hastanenin Covid-19’lu hastalara bakmasına izin verilmedi. Bu sayede Covid-19 olduklarından şüphelenen kişilerin hastane hastane gezmesinin ve diğer sağlık personellerine ve hastanede olan kişilere hastalığı yaymalarının önüne geçilmiş oldu. Bu aynı zamanda pandemi hastanelerinin personellerinin kısa sürede çok ciddi tecrübe kazanmalarını ve semptomlara karşı uygulanacak tedavi yöntemlerinin merkezi bir şekilde koordine edilebilmesini sağladı.

Image
Katar Toplum Sağlığı Bakanlığının 19 Temmuz 2020 tarihli Covid-19 istatistik tablosu. Maalesef hastalığa yakalanan herkes büyük resmin içinde bir istatistiğe dönüşüyor.

Bakanlığın Belirttiği Noktalar

Katar’ın sağlık sisteminin kalitesinin ve tıbbi malzeme kapasitesinin pandeminin yarattığı etkilerin üstesinden gelme noktasında yeterli olduğunu da söyleyebiliriz. Katar, Şubat-ve Temmuz ayları arasında çok sayıda ihtiyaç sahibi ülkeye hava yoluyla tıbbi yardım gönderdi. Salgının başladığı ülke olan Çin’e askeri uçakla yardım gönderdi. İtalya’nın pandemiyi en yoğun şekilde yaşadığı dönemde, İtalya’ya iki adet saha hastanesi hibe edildi ve askeri uçakla teslim edildi. Katar Havayolları pandemi döneminde uçuşlarına devam eden belki de tek havayoluydu. Birçok ülkenin vatandaşları Katar Havayolları seferleri ile ülkelerine geri dönebildiler. Eğer kendi kapasitenize güvenmiyorsanız böyle riskleri göze alamazsanız.

İhtiyaç durumlarında ülkenin birçok noktasında saha hastaneleri açıldı ve hastalığı hafif geçiren hastalar bu hastanelerde kontrol altında tutuldular.

Katar’ın genç nüfusunun da hastalığın etkisinin düşük kalmasında önemli rol oynadığı bir gerçek. Katar’ın nüfusunun neredeyse yarısından fazlasını oluşturan mavi yaka personelin büyük bölümünün, genç ve sağlıklı bireylerden oluşması hastalığı nispeten hafif atlatmalarını sağladı. Katar’ın zaten ülkesinde çalışmaya gelen insanları yoğun bir sağlık kontrolünden geçirdiğini de eklemek lazım. Herkes göğüs filmi, kan tahlili gibi prosedürlerden geçiyor. Testlerde istenilen sonuçları vermeyenlerin ülkede çalışma ve oturum izni almalarına müsaade edilmiyor.

Yaşlıları ve kronik hastaları koruma noktasında da Katar birçok tedbir aldı. Yaşlı ve kronik hastalığı olanların evden çalışmalarına imkân verildi. Devlet dairelerinin ve özel sektörün çalışma saatleri ve ofislerde bulunacak kişi sayılarına sınırlamalar getirildi. Fakat stratejik olarak görülen Dünya Kupası projeleri bu kapsamın dışında bırakıldı. O projeler aynı hızda çalışmaya devam etti. Bu durum o projelerde çalışanlarda vakalar görülmesine neden oldu. Devletin göze aldığı bir risk olduğu aşikâr.

Fakat hiçbir zaman ülkeyi tam anlamıyla karantinaya alan bir sokağa çıkma yasağı uygulanmadı. Hastalığın pik yaptığı dönemde, zaruri olmayan tüm ticari faaliyetler belirli dönemlerde (özellikle hafta sonları) kapalı kaldı. Ülkenin sanayisinin can damarı olan sanayi bölgesi, oradaki işçi kamplarında baş gösteren salgın nedeniyle giriş ve çıkışlara kapandı. Fakat eklemek gerekir ki Katar bu dönemin hiçbir anında gıda ve temel ihtiyaç sıkıntısı çekmedi. Marketlerde bir eksiklik hissedilmedi. Evet, pandeminin ilk döneminde her ülkede olduğu gibi Katar’da da el dezenfektanı, maske ve eldiven bulmak sıkıntılıydı. Fakat kısa süre sonra bu sıkıntı ortadan kalktı.

Yoğun Vaka Oranı

Peki her şey bu kadar güzelse neden dünyada vaka yoğunluğunun en yüksek olduğu ülkelerden birisi oldu Katar? Bunu tek nedene indirgemek zor. Kendi gözlemlerime göre bunu birkaç maddede sıralamaya çalışacağım.

Katar’ın işçi sınıfının büyük bölümü ülkenin belirli bölgelerine kümelenmiş işçi kamplarında kalıyor. Bu kişiler sosyal mesafe uygulamalarının neredeyse imkansız olduğu bir ortamda bulunuyorlar. Min. 3-4 kişilik odalar, ortak kullanım alanları, en az yarım saat süren otobüs yolculukları, şantiyelerdeki ortak kullanım alanları ve yakın çalışma koşulları gibi durumlar hastalığın bu grup içerisinde çok hızlı bir şekilde yayılmasına neden oldu.  Devlet bunu fark edip müdahale ettiğinde iş işten geçmişti. O noktada sokağa çıkma yasağı uygulansa yüzbinlerce insanı sosyal mesafesiz kamplarda 24 saat tutmanız gerekecekti. Bu da sürdürülebilir bir durum oluşturmayacak ve belki de hastalığın daha fazla yayılmasına neden olacaktı. Bu noktada devlet, sağlık sistemine ve çalışanların genç ve sağlıklı oluşuna güvenip, hastalığın yayılımını en aza indirip hastalananları da kapasitesi arttırılmış sağlık sistemi içerisinde iyileştirme yolunu seçti. Bir noktaya kadar başarılı oldu. Fakat tahmin edebileceğiniz gibi o işçiler hastalığı bir noktadan sonra şantiyelerde toplum içerisinde diğer nüfus gruplarına yaymaya başladılar.

O grubun yaş ortalamasının daha yüksek oluşu, doğal olarak hastalığın pik döneminde ağır vakaların ve ölüm oranlarının artmasına neden oldu. Hastalığın işçi grubundan sonra bu gruba da sıçraması ve insanların sosyal ilişkilerini devam ettirmeleri ile aile bireyleri ve arkadaş grupları arasında da yayılan virüs, böylece tüm topluma ulaşmış oldu. Sürü bağışıklığı?

Pandemiyle Mücadeledeki Ölçekler ve Etkilenme Oranları

Tüm bunlar hastalığın ülkede ortaya çıktığı ilk günlerde uygulanacak bir sokağa çıkma yasağı ile önlenebilir miydi peki? Belki evet belki hayır. Bunu asla bilemeyeceğiz. Diğer ülkelere baktığımızda Çin’in bu konuda başarılı olduğunu görüyoruz. Ama Katar’ın hem siyasi hem de ekonomik ilişkilerinin çok iyi olduğu Kuveyt’in uyguladığı sokağa çıkma yasaklarının ve karantina uygulamalarının pek de verimli sonuç vermediğini de biliyoruz. Yine de ilk anda uygulanacak bir karantina, hastalığın yayılımını azaltabilirdi. Peki bu durumun politik ve ekonomik etkileri ne olurdu? Daha ilk anda sağlık sisteminin hastalıkla baş edemeyeceğini kabul etmiş olmaz mıydınız? Bilemiyorum.

Bana kalırsa pandemiyle mücadelenin devlet, halk ve bireysel olmak üzere üç ayağı var. Birey olarak elbette her yer bir süre kapansa bu virüs riski ortadan kalkardı diye bakıyoruz. Ama bu durumda halkın temel hiçbir ihtiyacı karşılanamayabilirdi. Devlet de güçsüz bir görüntü çizebilirdi. Gerçekten zor kararlar. Sonuç olarak Katar’ın tam bir sokağa çıkma yasağı uygulamadan, sistemine ve sorunlara yanıt verme becerisine güvenerek hareket ettiği sonucuna varabiliriz. Zaten Bakanlık da açıklamalarında, hastalığın beklediklerinden çok daha hızlı yayılma kabiliyeti olduğunu fark ettiklerini kabul etti.

Qatar to launch Ehteraz App in order to identify COVID-19 ...
Markete girerken Ehteraz’ınızı açıp yeşil reni göstermeniz gerekiyor. Eğer Ehteraz’ınız yeşil değilse, Katar’da bir çok yere giriş yapmanıza izin verilmiyor. Banka, market, lokanta ve alışveriş merkezi ilk akla gelenler…

Ehteraz Uygulaması ve Ambargodan Alınan Dersler

Bir diğer kritik nokta da Ehteraz uygulamasının devreye sokulması ve evlerini terk eden herkese maske takma zorunluluğunun getirilişi oldu. Bugün bile bu iki uygulama devam etmektedir. Ehteraz, cep telefonunuza kurduğunuz, konum ve bluetooth üzerinden etrafınızdaki hasta insanlar ve bakanlığın güncel bilgilendirmeleri hakkında size uyarılar gönderen bir uygulama. Birçok ülkede benzer uygulamalar kullanıldı. Bugün Katar’da Ehteraz üzerinden sağlıklı olduğunuzu göstermeden ve maske takmadan süpermarketten ekmek bile alamıyorsunuz. Kapıdaki görevliler sizi içeri almıyor.

Katar’ın Covid-19 mücadelesinde 2017 yılından beri komşuları tarafından uygulanan ambargodan aldığı derslerin önemli faydaları oldu. Kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenen bir Katar vardı o günden beri. Kendi kendine yeten, temel ihtiyaçları için dünyanın her ülkesinden gerekli ürünü gerek deniz gerekse de hava yolu ile getirebilen bir sistem kurdu. Tabir-i caizse, Allah’ın çölünde domates, salatalık yetiştiren, uçakla getirdiği büyük baş ve küçük başlarla çeşit çeşit süt ürünü üretebilen bir ülke haline geldi. Bu adımlar sayesinde de Covid-19 süresince büyük bir sıkıntı yaşamamış oldu.

Veriler değerlendirince Katar’ın pandemiyi kendi açısından en az zararla kapatma yolunda ilerlediğini söyleyebiliriz. Evet hastalığın yayılmasının önüne geçilemedi ama bir sağlık krizine dönüşmesi engellendi. Hastalanan insanları iyileştirerek sağlık sisteminin kapasitesinin yeterli düzeyde olduğunu gösterdi. Ekonomik anlamda böyle bir süreci atlatabildiğini ve temel ihtiyaç malzemelerinin temininde bir sıkıntıya izin vermeyeceğini kanıtlamış oldu.

Peki Ya Bundan Sonrası?

Katar’da hayat yavaş yavaş normale dönüyor. Kademe kademe normalleşen dört fazlı bir sürecin ikinci fazından üçüncü fazına doğru ilerliyoruz. Alışveriş merkezleri 12 yaşından büyük herkese açık. Eve servis ve gel-al seçenekleri mevcut. Alışveriş merkezleri dışındaki lokantalarda oturup yemeğinizi belirli güvenlik tedbirleri ile birlikte yiyebilirsiniz. Tüm sektörler belirli kapasite oranlarında faaliyet gösterebiliyorlar. Okullar Eylül ayında açılmaya hazırlanıyor. Plajlar ve yüzme havuzları tedbirlerle beraber açıldı. Ağustos ayı itibariyle yurtdışından Katar’a uçuşlar da açılacak. Fakat devletin belirlediği otellerden birinde 14 gün karantina süreci geçirmeniz gerekecek. Ödemesini de kendi cebinizden yapmayı kabul etmeniz lazım. Fakat bu kuralda bazı esneklikler de düşünülmüş. Mesela Türkiye’den gelenler, Türkiye’de belirlenmiş dört hastanenin birinden Covid-19 olmadığını gösteren rapor gösterirlerse otel yerine bu karantina sürecini kendi evlerinde geçirebiliyorlar.

Rakamların düşmesiyle hayatın yavaş yavaş normale dönmeye başladığı Katar’da, pandemi sürecinde çok sayıda kişi maalesef işini kaybetti. Şirketler küçülmeye gitti, maaşlar düşürüldü. Kimi insanlar uçuşların askıya alınması sebebiyle yurtdışında takılı kaldı. Kimisi Katar’dan çıkamadı. Bu pandemi tüm dünyayı tahmin edilemeyecek bir şekilde etkiledi. Katar’ın özgüvenli yaklaşımı devlet çerçevesinde sonuç verdi ama bireysel anlamda ciddi etkileri oldu maalesef. Daha iyi yönetilebilir miydi? Belki evet. Fakat bu kadar vakaya karşılık düşük ölüm oranı kesinlikle bir başarı. Ayrıca pandeminin kontrol altına alınmış olması da yapılan uygulamalarının sonuçlarının olumlu olduğunu işaret ediyor.

Şimdi dua edelim de ikinci bir dalga yaşanmasın ve tüm dünya ile birlikte Katar’da bu pandemiyi geride bıraksın.

22.07.2020 Güncelleme: Benim yazıyı yayınladığım günün akşamında Katar yeni bir Katar’a geri dönüş prosedürü yayınladı. Detayları burada okuyabilirsiniz.


Bu yazıyı okuduktan sonra, Katar’ın ev sahipliği yapacağı 2022 Fifa Dünya Kupası’nın gerçekleşeceği stadyumları tanıyabilir ya da pandeminin bize yaşattığı ruhsal bunalımlara esprili bir dille değindiğim yazıyı okuyabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın