Bufilminkötüadamıbenim

Eskisi kadar kitap okumuyorum ve bunu kabullenmiş durumdayım. Az gelişmiş ülkelerde yapılmış kitap okuma oranını gösteren anketlerde yüksek kitap okuma oranına sahip bireylerin olduğu üst sıralardaki denek grubundan, orta hatta alt sıralarda, ayda yılda bir kitap okuyan bireylerin olduğu gruba düşmüş durumdayım. Napalım, buna da şükür.

Murat Gülsoy‘u ilk Büyübozumu kitabı ile tanıdım. Yaratıcı yazarlık için gerekli olan ana etken maddeleri bir bir sıraladığı kitabını özümseye özümseye o kadar yavaş okuyordum ki, sonunda kitabı uçakta unuttum. Nasıl bir unutkanlıksa bugün bile aklımdan çıkmıyor çünkü kitabı bitirememenin verdiği üzüntüyü üzerimden atamıyorum. Türkiye ziyaretlerimde kitabı tekrar bulmaya çalışsam da aramalarım sonuçsuz kaldı. “Madem Büyübozumu’nu bulamadım bari başka bir kitabını alayım da içimdeki acı biraz hafiflesin” deyip Bu Filmin Kötü Adamı Benim‘i Kadıköy Alkım Kitabevi’ndeki raftan çektim aldım. Bir de baktım ki roman 2004 Yunus Nadi ödüllü. Zaten bu tarz bir ödül gördüm mü “işte fırsat bu fırsat Yunus Nadi ödüllü kitapları okumaya başlayayım” derim. Ödüllü oyunları oynama, ödüllü filmleri izleme, ödüllü kitap okuma… Tabi bu gaza gelme hadisesi bir gün bilemedin iki gün sürüp günlük koşuşturmacada unutulup giden birşey. Bir süre sonra eline ne alsan okur buluyorsun kendini. Hergün spor salonuna gideceğini kendine telkin edip, sonuçta merdiven inmeye bile üşenir olmak gibi.

Bu Filmin Kötü Adamı Benim, okuyucu ile kavga eden bir kitap. Bir o duvara atıyor, sen sersemlemiş yerden kalkmaya çalışırken kolundan tutup öbür duvara fırlatıyor. Psikolojik bir romanın karakterin ruhsal durumunu bu kadar detaylı anlattığını görmemiştim. Kitabın baş kahramanı Önder’in karanlık ruh hali tüm kitap peşimde beni izledi. Boğazımda bir yumru gibiydi, kitabı bitirmeden gitmeyen…

Özellikle Gaye ve Önder diyalogları ve düşünceleri öyle iyi anlatılmıştı ki kitap mı okuyorum film mi izliyorum emin olamadığım anlar oldu. Murat Gülsoy‘un gerçekten başarılı betimlemeleri ve tasvirleri hepimizin günlük hayatta sık sık hissettiği ama içinde yaşadığı şeyleri müthiş aksettirmiş. Okuyucu olarak zevk aldım kitabı okurken.

Biraz karanlık, biraz sahil esintisi, çözülemeyen ilişkiler, kadın erkek farklılıkları, bir intihar, aile dramı ve insan psikolojisi içeren gerilimli bir hikaye beklemiyordum ama bulduğuma sevindim. Cinsel tasvirler Murat Gülsoy’un kullanmaktan hoşlandığı bir üslupla anlatılmış. Kitabın içinde akıp gidiyor. Tabi Büyübozumu okumuş birisi olarak kitabı okurken yazarın hikaye içinde cinsellik unsurları kullanma sebeplerini sorgulamak da beni tatmin etti, hoşuma gitti.

Bu Filmin Kötü Adamı Benim, beni içine çeken, surgulatan, anlık duygu fırtınaları yaratan ve duvardan duvara savuran bir tecrübeydi.

Bir Cevap Yazın