May
12
Şirketin iş geliştirme stratejisini gösteren bir rapor hazırladım. Genel müdüre gönderdim şimdi de oturmuş mesajın gitmesini bekliyorum. Gözümden uyku damlıyor ama mesajın gittiğini görmem şart.
Yarın uykusuz kalmak istemiyorum. 7 saatten az uyuduysam o gün kesin verimsiz ve uykusuz geçiyor. Yarın da böyle olacak. Şu Diablo III inmek bilmediği için e-posta da gitmiyor. Kapattım blizzard downloader’ı.
Hala gitmedi genel müdüre mesaj, çok ilginç. Gitmek istemiyor resmen. Topu topu 1 mb yahu git işte.
Evet gitti. Hadi ben yatttım, iyi geceler, bash bash.
April
28
Bilgisayar oyunlarına ayıracak vakit bulmakta bir hayli zorlanıyorum. Deli gibi World of Warcraft oynadığım zamanları özlediğim olmuyor değil ama bıraktığım için de mutluyum. Şimdi başıma yeni bir illeti almak üzereyim. Diablo III’ü Digital Purchase ile aldım. Yeni hedefim bu harkulade oyunu oynayabileceğim güzel bir laptop almak. Alternatiflere bakacak pek vaktim yok. Macbook Pro almayı düşündüm ama 2012 serisinin ne zaman çıkacağı henüz belli değil. Haziran’a kadar beklememiz gerekebilir.

Windows tabanlı bir bilgisayar almaya çok sıcak bakmıyordum ama Macbook Pro’nun gelişi Haziran’a kalacaksa kaliteli bir ekran kartına sahip Sony, Toshiba, Dell, HP gibi bir bilgisayar alabilirim. Windows’a gıcık değilim ama Macbook Pro’nun albenisinin yüksek olduğunu inkar edemem.

Sizce ne yapmalıyım?
April
22
Ünlülerin, politikacıların, sokakta gördüğümüzde hemen tanıdığımız insanların günlük basit işlerini bile huzur içinde yapamadığını görmek çok enteresan. Mesela Başbakan’ın sinemaya gittiğini hiç duydunuz mu? İndirim var diye 11 matinesine en son ne zaman gitmiştir? Sürekli bir tempo, bir sürü görüşme, konuşma. Aileye ayırdığın zaman da azalır tabi. O yüzden yurtdışı gezilerine çoğu zaman ailelerini de getiriyorlar.
Ünlüler de nereye gitse, ne yapsa olay oluyor. Hiç kolay değil ben size diyeyim.
March
29
Marc and Angel Hack Life hayata dair küçük tüyolar barındıran keyifli bir site. Mutlu olmanıza ve hayattan zevk almanıza yardımcı olacak ipuçları barındırıyor. Okuması zevkli, anlaması kolay. Hayatta mutlu olmanın altın kurallarını arıyorsanız, size gümüş kuralları veriyorum. Altını bulursanız bana da haber verin bir zahmet.
March
28
Katar’da toplu taşımayı kimse kullanmaz. Evet bir otobüs sistemi var ama otobüsler sadece en düşük gelir grubundaki işçiler için var. Çoğu bomboş olan otobüsler güzel yurdumun İstanbul’undaki 500T manzaraları ile karşılaştırıldığında cehennemden cennete gelme izlenimi veriyor. Katar’daki otobüsler yeni değiller ama boş ve rahatlar. Katar’da dokuz ayı devirdim ama bir tane otobüste bile ayakta tek bir insan görmedim. O kadar dolu otobüsler (!)…

Akşam gazeteleri ve haberleri internetten tararken Enrique Penalosa isimli Kolombiya’nın Başkenti Bogata’nın eski belediye başkanının İstanbul ile ilgili yorumlarına denk geldim. Yorumların hepsi daha önce binlerce kez akademisyenler tarafından söylenmiş ama uygulamada İstanbul gibi bir şehir için mümkün olmayan söylemler. Bisiklet yolları, otobüslere ayrı yol, köprü sayısının trafiğe olumlu katkısının olmayacağı vb. sözler yıllardır söyleniyor. Bize daha geniş kapsamlı çözümler lazım.

Mesela gecekondular. Katar’da alt gelir düzeyindeki insanlar Doha’da kalamıyorlar. Industrial Area denilen sanayi bölgesinde ya da Doha’nın dışındaki farklı şehirlerde kalmalarına müsaade ediliyor. Bu da başkentteki insan sayısını ciddi oranda azaltıyor. Belki İstanbul için bu tarz çalışmalar yapılıyordur ama yanlış yapılaşmış bir şehri kısa vadede kurtarmak da kolay bir görev değil.

Metrobüs günü kurtarmak için üretilmiş bir çözümdü. Sistemin raylı yapılmamasının altında çok sayıda sebep var. Tüm çalışmalar raylı sistemin orta ve uzun vadede daha verimli olacağını söylüyordu ama karar mekanizması kısa vadeyi tercih etti. Seçimler de vardı zaten. Anladın sen onu…

Metrobüs yerine raylı bir sistem değerlendirilmiş olsa hem kalıcı hem sürekli bir sisteme sahip olunurdu. Ama tercih edilmedi. Metrobüsü tüm şehre yaymak, yanlış bir uygulamanın daha da yaygınlaştırılması demek olacak. Metro İstanbul trafiğinin ve ulaşımının tek ve yegane çözümüdür. Başka bir çözüm aramaya gerek yok. İnsanları şehrin merkezinden olabildiğince uzakta yaşatıp, ulaşımlarını da yer altından sağladık mı İstanbul biraz nefes alır, otoyol yerine park bahçe yapacak yerimiz olur.
March
27
Titanik’in yönetmeni (Bu tabire bayılıyorum. James Cameron‘un ismini bilmeyen vardır ama Titanic’in yönetmeni deyince herkes tanır) tasarımı kendine ait bir denizaltı ile Mariana çukuruna inmeyi başardı. İnişi çıkışı turlaması ile 5 saat oralarda dolandı. Yeni çekeceği filme malzeme aramaktan çok, insanın sınırlarını aramaktaydı. Parası pulu olan, hayatta türlü türlü başarılar kazanmış bu adama tam tabiriyle denizin dibini boylatan bu hırs, istek, hedefe odaklanma bugün kaçımızda var?
Ders almalıyız. Kaç yaşında adam, hayatta ne hedefler koyuyor kendine ve onu başarıyor. Bunun doğrudan para ile alakası yok. Kişilikle, olgunlukla alakalı. Avatar ile sinema sektöründe öncülük yaptı. Yeni çalışması ne olacak Mariana çukuru bilir…