Kafamı kurcalayan birşey var sizinle paylaşmak istiyorum. Çevremizin etkisiyle verdiğimiz kararlar, ne kadar doğru olursa olsun bizi mutsuz ediyor. Kararın bize ait olmaması, sonucu ne olursa olsun aldığınız zevki ve keyfi azaltıyor. Mesela; bir arkadaş etkisiyle sayısal loto oynadın ve altı sayıyı da bildin. Muhteşem bir haber, inanılmaz sevindin değil mi? İlk başlarda evet ama kısa bir süre sonra sana o loto kuponunu oynatan arkadaş beni de gör diyecek. Ardından ihtiyacı olsun olmasın herkes senden para isteyecek. Bonkör ve yardımsever bir insansın verdin. Bir iş açıp yürütmeye çalıştın diyelim, sonrasında tutturamadın. Eee noldu o büyük mutluluk, sevinç? Kısa süreli mutluluk, mutluluk değildir.

at the tate

Mesela üniversite tercihinde aile baskısı ile bir yere giren genç birey sürekli nefret ederek gider okula. Aklı fikri okumak istediği ama gidemediği bölümde ve meslektedir. Yıllar sonra ailesinin haklı olduğunu da anlayabilir tabi. Ah o mesleği seçsem şimdi napıyor olurdum kimbilir, iyiki ailem beni yönlendirmiş de diyebilir. Hepsi mümkün ama hayatının bir dönemi mutsuz olur, orası kesin.

7134 Sunset over the camel fair---Rajasthan , India

Varmak istediğim nokta şu, ne karar alırsan al, ne yaparsan yap kendin yap. elbette akıl danış, git konuş ama son karar hep senin olsun. Hataysa senin hatan, doğruysa senin doğrun olsun. Elini ocağa değdir ki onun sıcak olduğunu anla, başkası anlatmasın sana…

Masalları çok severim. Bir varmış bir yokmuş ile başlar ya, zaten o andan itibaren gerçeklikten uzaklaşırsın, beynini boşaltır, kendini hikayenin içine bırakırsın. Güncel hayatımız da böyle olsa ya. Anlık molalar olsa hayatı durdursak da biraz kafamız dağılsa. Günlük koşuşturmacalar, sürekli sorunlar ve değerlendirmeler yüzünden güzelim gün heba oluyor. Dağıt arkadaşım kafanı arada sırada. Hayatta satın alınamayacak birşey varsa o da geçmiştir. Geçmişi satın alamazsın, geleceği belki…

sunday stroll

Neyse artık bu geceyi de böyle kapatalım. Yarın bir sürü değerlendirme yapmam lazım yine. Bir ara bir masal diyarına atlar kafamı boşaltırım belki. Jean De La Fontaigne, gel canım gel…

Tantos amaneceres ...

7 COMMENTS

  1. Çok güzel bir yazı olmuş özellikle masallarla ilgili kısmı. Bir varmis bir yokmuş söylemini hep sevmişimdir =) ve onunla başlayan masallarıda. Diğer kısma gelince başkasının doğrusundansa kendi yanlışını tercih et derdi çok sevdiğim bir hocam =). Katılıyorum size =).

    • Masallar sihirlidir, eğer içine girersen gerçekten bir farkı yoktur. Hocanın söylediğini de çok beğendim. Benim üç paragrafta özetlemeye çalıştığımı tek cümle ile anlatmayı başarmış :)

  2. Soner Canözer’in Masalcının On Beş Yılı adlı albümü dinlediniz mi? Eğer dinlemediyseniz şiddetle tavsiye ediyorum. Masal tadında bir albüm =)

    • Ben bunu nasıl kaçırmışım? Bir dakika kafamı duvarlara vurup geliyorum… Geldim.

      Çok teşekkür ederim bu bilgilendirme için. Albüme derinlemesine iniyorum… Blog’da bir yazı bile yazabilirim bu konuda.

  3. Okyanus Perisi favorimdir ayrıca =). Sevdiğim birisi o şarkıyı düğününde açılış şarkısi olarak seçmişti. Duyduktan sonra millet altın takarken ben şarkınin adıni sormaya gitmiştim =)

Bir Cevap Yazın