Küçük çocuk yerinde duramıyordu. Çok heyecanlı olduğu her halinden belliydi. Nasıl heyecanlı olmasın belki de hayatında ilk defa uçağa binecekti. Üzerinde renkli renkli ayıcıklar olan bir t-shirt giymişti. Kafasına da koyu yeşil bir balıkçı şapkası takmıştı. Ayağında lastik ayakkabıları ile annesinin yanında oturmuş ayaklarını sallıyordu. Sıkılmaya başladığını anlamıştım. Oğlunun sıkılmaya başladığını anlayan annesi çantasının içinden bir şeyler çıkarmak için eğildi. Muhtemelen oğluna oyuncak arıyordu.
Çok narin yüzlü bir kadındı çocuğun annesi. Yeşil gözlerinin de etkisiyle masum bir güzelliği vardı. 30’lu yaşlarının ortalarında gösteriyordu. İstem dışı yüzük parmağına kaydı gözüm. Parmağında yüzük göremeyince demek ki eşinden ayrılmış diye düşündüm. Hangi sebeple ayrılmış olabileceklerini düşündüm kısa bir an için. Sonra vazgeçtim sorgulamaktan. Son zamanlarda bu tarz empatiler kurmaya çalışmaktan sıkılmaya başlamıştım.
Ben kendi kendime kadının neden kocasından ayrılmış olabileceğini düşünürken ufaklık oturduğu koltuktan ani bir hareketle kalktı ve koşmaya başladı. Çantasında oyuncak arayan annesi oğluna seslendi hemen: Oğlum yavaş! Ama küçük bey annesini hiç dinlemeden koşmaya devam etti. Muzurca bir gülümsemeyle koşuyordu. O koşarken uçaklarının kalkmasını bekleyen yolcular ona bakarak gülümsemeye başladı. Ufak bir çocuğun gülümseyerek koşmasının etrafında nasıl bir pozitif enerji yarattığını görmek çok hoştu. Etrafının ilgisini toplamış olduğunu anlayınca şımarmaya başladı hemen. Herkesin “Aman da aman ne kadar tatlı şeysin sen öyle” vb. sözleri annesinin de yüzünün gülmesine sebep oldu. Çocuk gerçekten çok tatlıydı. Koşarken düşmesin diye şapkasını da tutmaya çalışıyordu ve bundan dolayı dengesini sağlamakta zorlanıyor paytak paytak koşuyordu.
Koşarken annesine bakmak için arkasını döndü ama tam o sırada, bavullarıyla iyi giyinimli orta yaşlı bir adam çocuğun önünden geçiyordu. İkisi de birbirlerini göremediler ve çarpıştılar. Ufak çocuk yere düşmüştü. O an onu izleyen birkaç kişi çocuğa yardım etmek için koşmuştu. Ben de eşyalarımı oturduğum yerde bırakarak koşmaya başlamıştım. Bu sevimli çocuğa birşey olmasını istemiyordum. En önden de çocuğun annesi koşuyordu korku içinde bağırarak: Doruk, oğlum!
Çocuğun yanına vardığımızda hiçbirşeyi olmadığını görmek bizi çok sevindirmişti. Yaramaz çocuk muzur muzur çarpıştığı adama bakıyordu yattığı yerde. Annesinin kucağına almasıyla hepimiz derin bir soluk almıştık. Çarpıştığı adam çocuktan ve annesinden özür dilerken insanlar da oturdukları koltuklarına geri dönmeye başlamıştı. Ben hala çocuğun, annesinin ve çarpıştığı adamın yanındaydım.
“İyisiniz değil mi?” diye sordum çocuğun annesine. “Evet evet her şey yolunda teşekkürler ilginiz için” diye cevap verdi bana.
Bu sırada orta yaşlı adam bavulundan bir uçak maketi çıkardı ve çocuğa doğru uzattı. Bu orta büyüklükte bir Türk Hava Yolları uçağı maketiydi. Çocuk bundan o kadar mutlu olmuştu ki havalara zıplamaya başladı. Annesinin bu durumda gözü dolmuştu. Yutkunarak konuşarak şunları söyledi: “.Çok teşekkür ederim size. Eşimi 1 sene önce kaybettim. Oğlum babasına hayrandı. Eşim de uçakları çok severdi. Oğluna sürekli oyuncak uçaklar alırdı. En sevdiği uçağını evde unutmuşuz havalimanına gelmeden önce. Sizin verdiğiniz uçağa da çok benziyordu.”
Çok duygulanmıştım. Orta yaşlı adam da aynı şekilde duygulanmıştı. Birbirlerine veda ederek ayrıldılar. Ben ise olduğum yere çakılı kalmıştım.Bir sevinçten zıplayan çocuğa, bir annesine bir de giden adama bakıyordum. O ufak çocuğun bir gün büyüyüp bu çarpıştığı adam ile aynı mesleği yapacak olacağını nereden bilebilirdim. Ufak çocuk ileride çok başarılı bir uçak pilotu olacaktı…

1 YORUM

Bir Cevap Yazın