Her yılın Nisan ayının 23. günü Büyükada’da bir hareketlilik gözlenir. Bunun nedeni insanların adanın tepesindeki Aya Yorgi Kilisesi’ne gidip dilek dilemeleridir. 23 Nisan’da Aya Yorgi’ye çıkıp mum yakan ve dilek dileyen herkesin dileklerinin kabul olduğuna inanılır. Adaya ayak bastığınızda ve Aya Yorgi’ye doğru ilerlediğinizde daha önceden kiliseye gidip dilek dileyen ve dileklerinin kabul olduğunu söyleyen insanlarla karşılaşırsınız.

İnanışa göre: Kiliseye çıkan 300-400 metrelik patikaya geldiğinizde elinizdeki makaraya sarılı ipi kiliseye çıkana kadar makaradan boşaltırsınız. Tabi bu durumda bütün patika ipliklerle dolup taşar çünkü herkes bu ritüeli tekrarlar. Bu hareketin yapılmasındaki amaç sıkıntılardan, dertlerden kurtulmaktır. Kiliseye vardığınızda dilekleriniz kadar mum alır ve kiliseye gönlünüzden ne koparsa bırakırsınız. Mumları yakar, dileklerinizi dilersiniz. İsterseniz ufak bir kağıda dileklerinizi yazarak kilisede bulunan dilek kutusuna atarsınız. Kiliseyi ufaktan turlar içinizden dua edersiniz. Arada sırada insanların kiliseye değerli eşyalarını bıraktıklarına şahit olursunuz. Ziyaretiniz bittikten sonra eğer dilekleriniz kabul olursa, bir sene sonra Büyükada’ya tekrar uğrar, Aya Yorgi Kilisesi’nin patika yokuşunu çıplak ayak çıkar ve etrafta gördüğünz herkese ikramlar yaparsınız. ( Genelde bu ikramlar kesme şeker ve türevleri şeklindedir.)

Bu inanışa sahip o kadar çok insan olduğunu görmek sizi ilk başta şaşırtır. Özellikle dileklerinin kabul olduğunu söyleyen çok sayıda insan görmeniz sizin de dilek dilemeniz için sizi etkiler. Milli Piyango’nun “Ya Çıkarsa?” diye alınması gibi bir histir bu. Müslümanlar için Hz. İsa’nın bir peygamber ve Hristiyanlığın da Allah tarafından indirilen bir din olduğu düşünülürse burada dua etmenizde ve dilek dilemenizde hiç bir sakınca yoktur. Caizdir :)

Kiliseye çıkan patikada birçok kişi ufak incik boncuklara anlamlar yükleyerek, kilise ziyaretinizde bu incik boncukları taşımanız halinde o dileğinizin gerçekleşeceğini söyler. Araba şeklinde ufak bir demir parçası araba istediğinizi belirtir. Bebek şeklinde bir takı çocuk isteğinizi belirtir. Bu takı ve boncukları birisi adına alıp kiliseye ziyaret eder ve o kişiye hediye olarak verebilirsiniz. Aslında bakarsanız güzel bir hediye. Bu patika boyunca insanların bu tarz şeylere ne kadar da ilgili olduğunu göreceksiniz çünkü boncuklar kapış kapış satılmakta. Evlenmek isteyene, boşanmak isteyene, ev isteyene, araba isteyene, herkese göre bir boncuk mevcut. Kızların başlarını süsleyen papatyadan taçlar da son derece güzel bir görüntü oluşturuyor. Ortam içerisinde herkesin amacı dilek dilemek olduğu için hemen herkesten bir pozitif enerji alıyorsunuz. Bu da yorucu gezinin en güzel taraflarından birisi. Evet kilise ziyareti gerçekten yorucu ama bir o kadar da keyifli.

Benim ilginç bulduğum bir nokta ise, buraya dua etmeye gelen insanların çok büyük bölümünün dua etmek ve dilek dilemek için camii’lere gitmeyi hiç düşünmüyor oluşu. İlk Aya Yorgi ziyaretimde dilediğim dileğimin gerçekleştiğine şahit oldum. Ama camii’ye gidip dilediğim dileklerimin de gerçekleştiğine şahit oldum. Bence buradaki önemli nokta insanların camii’lere gidip dilek dilemiyor oluşu. Yurtdışından ülkemizi gezmeye gelen turistler bile bizden daha çok camii gezip dua ediyorlar. Bunu bir şekilde kırmamız gerekiyor. Aya Yorgi Kilisesi bulunduğu nokta ve keyifli ortamı nedeniyle ilgi çekici orası kesin ama insanlarımızın bu gibi etkinlikleri camii’lerde de yapmalarını isterdim. ÖSS veya bunun gibi günler öncesinde yatırlara, türbelere gitmek ile o kadar meşgul oluyoruz ki gerçek inançlarımızdan ve doğru ibadetlerden çok uzaklaşıyoruz.

Kendinize bir iyilik yapın, isterseniz işin inanç tarafını bir kenara koyun ve Aya Yorgi Kilisesi’ne gidin. Hem iyi spor yapmış, temiz hava solumuş olursunuz hem de ruhunuz beslenir. Ben yaptım, dileklerimi diledim ve gelecek seneyi de iple çekiyorum. Seneye 23 Nisan’da Aya Yorgi’de görüşmek üzere…

2 COMMENTS

  1. Bizlerin batıl inançları yıllardır süregelmektedir .Aslında turklerin şaman inanışlarının bir devamıdır çaput bağlamak mum yakmak vs..Dini inançlarla da örtüşmez bu tur davranışlar.Nasıl ki İnanan kişiyle Yaratan ın arasına kimsenin giremeyeceğini biliriz ama halen daha hocalardan hacılardan yardım isteriz.Türbelerde usule uygun dua etmeyi bir kenara bırakır çaput bağlama yolunu seçeriz işte bu da onlardan sadece biri.
    Bizler ya farkında olmadan geleneklerimize sandığımızdan daha çok bağlıyız, ya tam bir bilgi sahibi değiliz inançlar konusunda, yada daha da beteri "benim dileğim kabul oldu sen de böyle yap kabul olur" tarzındaki dolduruşlara çok fazlasıyla geliyoruz.
    Ufuk un da belirttiği gibi bir şeyin olacağı varsa bunun için camide de dua etsen olur klisede de; mekan yer farketmez, yaratanla kul arasına kimse gir(e)mez.
    Aslına bakarsanız çok karşı olduğum da söylenemez bu tur davranışlara her ne kadar yanlış da olsa, renkli bir görüntü oluyor her sene gerçekleştrilen bu "inanç senfonisi"

  2. çaputa, ipliğe, inanca batıla diyecek hiçbir sözüm yok beni alakadar etmez kim neye inanırsa inansın da, eğer bir inanç, bir ibadet başka bir organizmanın, canlının, yaşam hakkına tecavüz ediyorsa orada ormanın ağzı dili olurum. bu ritüellerin karşısındayım. çünkü bu ipler bu çaputlar ağaçların, martıların, kirpilerin, kaplumbağaların, karıncaların, kuşların ve hatta atların kısacası oranın habitatının ölümlerine veya yaralanmalarına yol açmaktadır. buna ne bir inancın, ne de bir geleneğin hakkı yoktur.

Bir Cevap Yazın