Soyuz TMA-19M mekiği Expedition 47 ekibini dünyaya süzülerek getirirken...

Tunus’ta üniversite mezunu bir işsizin kendini yakması ile başlayan ve müslüman monarşik düzenlerde halk darbelerine ve isyanlara neden olan kargaşa ve kaotik ortam duracağa benzemiyor.

Tunus, Cezayir, Mısır, Libya derken Umman, Bahreyn ve Yemen’le devam eden halk gösterileri tüm müslüman dünyasında kaygıya neden oldu. Kaygının temel nedeni “ya bize de sıçrarsa?” korkusuydu. Karışıklık ve protestoların Bahreyn’e sıçraması bir kırılma noktası olarak görülüyordu. “Sırada Suudi Arabistan mı var?” sorusu kulaktan kulağa yayılır oldu. Son söylentiler Suudi Arabistan’da protestoların başladığı ve 11 Mart tarihinde organize bir protestoya hazırlanıldığı şeklinde. Suudi Arabistan her ne kadar Amerika koruması altında görünüyor olsa da toplu bir halk hareketini nasıl engelleyebilirler orası bir muamma.

Karak

Protestoların olduğu ve isyana hatta iç savaşa sürüklenen ülkelerin ortak özelliklerine bakarsak, halklarının çoğunluğunun müslüman ve yönetim şeklinin monarşi/diktatörlük şeklinde olduğunu görebiliriz. Bu bir rastlantı mı? Hiç sanmıyorum.

Özelilkle internetin her türlü bilgiye ulaşımı inanılmaz kolaylaştırması ile birlikte dünya küçüldü ve insanlar tüm dünyada olup bitenlere hızlıca erişebilir oldular. Kendilerinin sahip olmadığı ve diğer halkların sahip oldukları hak ve hürriyetler baskı altındaki halklara çok çekici görünmeye başladı. Seçme ve seçilme hakları, sosyal devlet ve demokrasi, herkese karşı eşit adalet gibi değerler yüksek sesle talep edilmeye başlandı.

Ayaklanmalardan en çok etkilenen ülke olan Libya’daki halkın durumdan kısaca bahsedersek, bir libya vatandaşı elektrik ve su için devlete para ödememektedir. Ayrıca ev konusunda da devlet son derece destek olmakta ve halka bedava ev dağıtımı bile yapılmaktadır. Libya’da dilenci de yoktur çünkü devlet öyle ya da böyle bireylere yardım etmektedir, dilenmeye gerek yoktur. Üzerindeki ambargonun kalkması ile yabancı yatırımcıların da ilgisini çeken Libya’da hemen her şehirde sayısız şantiye kurulmuş ve alt-üst yapı yenilemelerine önem verilmiştir. Bundan 5-10 sene sonra Libya’nın küçük bir Dubai klonu olması pekala mümkündür. Halkın ayaklanması için üst paragraflarda belirttiğim gibi etkenler mutlaka rol oynamıştır. Ayrıca monarşik düzenlerde elit kısmın halkın geri kalanından daha rahat bir hayat yaşıyor olmaları da halk tarafından hoş karşılanmamaktadır.

Bahsettiğim hususlar ülkelerin kendi iç düzenleri ile alakalı hususlardır. Peki hiç mi dış etken bu isyanlarda ve dökülen kanlarda rol oynamıyor. Elbette oynuyor. Petrol ve diğer doğal kaynakların olduğu hemen her yerde uluslararası güçlerin parmağı vardır. Herkes kendi çıkarına göre hareket etmektedir. İsyanların çıktığı bütün ülkelerde yurtdışından ciddi etkilerin olduğunu düşünüyorum. Bu kadar çabuk organize olup, stratejik davranmak halkın bir çırpıda yapabileceği birşey değil. Uluslararası çevreyi incelersek karışıklık olan bölgelerde Amerika’nın sürekli bulunduğunu görebiliriz. Nasıl oluyor da karışıklık olan her yerde hızır acil gibi bir anda bitiveriyorlar? Sudan’da ayrılık çanları çalarken Amerika Hollywood yıldızları ile grup halinde neden oraya gider ki? Amerika böyle davranırken Çin’in de olaylardan biraz geri kaldığını düşünüyorum. Aynı şekilde Avrupa Birliği ve Rusya da bana pasif göründüler. Amerika tek süper güç olduğunu tekrardan gösteriyor ve enerji kaynakları savaşında hep bir adım önde.

Suudi Arabistan’da çıkabilecek olası bir kargaşanın Dubai ve Katar gibi enerji kaynağı bakımından çok güçlü ülkelerde de sıkıntıyla takip edildiğini de bilmek gerekiyor. Amerika’nın ortadoğudaki en büyük askeri gücünün Katar’da olduğunu da unutmamalıyız.

Bundan sonraki dönemde devletlerin tutumlarının isyan ve ayaklanmalara karşı daha etkili olacağını düşünüyorum. Bu yaşananlar bir çok ülke için ders niteliğinde oldu. Herkesin kendine bir çekidüzen vereceği kesin.

Bir Cevap Yazın