Dünkü yazım üzerine olumlu eleştiriler almaktan memnunum. Elbette olumsuz eleştiriler de vardı. (Kişisel Not: Dikkat ederseniz eleştiri kelimesini hem olumlu hem olumsuz olarak yapılabilen birşey olarak kullandım. Demekki bize her eleştiride bulunanın kötü bir amacı olduğunu düşünmemeliyiz.) Olumsuzların büyük bölümü yazının kısalığı ve orada yaşadığım olayları anlatmamış olmam üzerineydi.

desert 01

Libya ve Bana Öğrettikleri yazımda da belirttiğim gibi Libya’dan Türkiye’ye dönüş maceramla ilgili fazla bilgi vermek istemiyorum. Yine de benim için önemli olan birkaç noktayı sizinle paylaşmak istiyorum;

Tripoli Havalimanı’nda çok sayıda uçak vardı ama 18.20’de kalkması gereken bizim Türk Havayolları uçağından saat 18.20 olmasına karşın ses seda yoktu. Kapı 3’te uçağı bekleyen yolcular uçağın akıbeti ile ilgili görüş bildirmeye başlamıştı; “Türkiye’den kalkmamış.”, “Havalimanı iniş izni vermemiş.”, “Havalimanı uçuşlara kapanmış” gibi türlü türlü fikir ortaya atılmıştı. Bu konuşmalar arasında havalimanı görevlisi gelip 3 numaralı kapının kapısını açtı ve bizi uçağa götürecek otobüse binmemizi söyledi. Havalimanında daha fazla kalmak istemeyen yorgun ve gergin insanlar birer ikişer kapıdan geçerek otobüse doğru ilerledi. İnsanların tedirginliği devam ediyordu çünkü uçak görünürde yoktu. Uçak daha inmediyse bizi neden otobüse bindiriyorlardı?

15 dakikalık bir bekleyişten sonra otobüs hareket etmeye başladı. Hava artık iyice kararmıştı ve herkes bir an önce uçağa binmek istiyordu. Görünürde olmayan uçağa…

Otobüs hareket ettikçe havalimanından uzaklaşmaya başladık. Gittikçe uzaklaşmıştık ve artık havalimanı görünmüyordu. Etrafta tek tük uçaklar kalmıştı. Bariz bir şekilde havalimanı geride bırakarak bir yere doğru gidiyorduk… Herkesi bir tedirginlik sarmıştı. Nereye gidiyorduk? 5 dakikalık heyecan ve tedirginlik dolu bir yolculuğun ardından yüksek bir binayı geride bıraktık ve devasa Türk Hava Yolları uçağını gördük. Son derece mutlu, gururlu ve tüylerimin diken diken olduğu bir andı. Hayatım boyunca bu anı unutmayacağım…

Türk Hava Yolları olabildiğince çok insanı ülkede çıkarabilmek için en büyük gövdeli uçağı olan Boeing 777’leri Tripoli’ye getirmişti. Uçaktan çok trene benzeyen bu devasa araç 300’den fazla yolcuyu taşıyabiliyordu. Kaptan ve kabin görevlilerinin geçmiş olsun dilekleri ile beraber uçağa bindik ve sabırsızlıkla uçağın kalkışını bekledik. Uçak tam dolana kadar yaklaşık 4 saat uçakta bekledik. “Nerede kaldınız 3 saattir sizi bekliyorduk” diyen hostese ” Biz bu uçağa binebilmek için kaç saattir bekliyoruz biliyor musunuz?” dedikten sonra mutlu ve huzurlu bir şekilde Türkiye’ye döndük. Tüm yol boyunca yemek yemek dışında tek yaptığım şey uyumaktı çünkü o ana kadar 4 gece üst üste uyumamıştım ve 36 saattir de havalimanındaydım…

Türk Hava Yolları’nı kutlamak istiyorum. Son derece profesyonel yaklaşıp uçağın dolmasını beklediler ve 300’den fazla kişiyi tek seferde tahliye ettiler. Hazır bekleyen çok sayıda uçak olduğunu ve Libya’dan izin alınır alınmaz tahliyelerin hızlanacağını söyleyen kaptanı doğrular şekilde bizim dönüşümüzün ertesi günü 5 uçak Tripoli’ye geldi ve tahliyeler hız kazandı.

Dışişleri Bakanlığının açmış olduğu Kriz Masası’nın da çok etkili çalıştığı bizzat annem tarafından tüm çalışanların isimlerine kadar ezberlenmiş olmasından dolayı teyid edilmiş oldu. Seçime giden ülkemde Libya tahliyeleri iç siyasete alet edilmiş olsa da sağ salim ülkeme dönmüş olmamda THY’nin ve Dışişleri’nin etkili olduğunu düşünüyorum. Ne diyelim, emeği geçenlere teşekkürler…

2 COMMENTS

  1. Merhaba Ufuk Bey,

    öncelikle büyük bir gecmis olsun söylemem lazim.
    Cok enteresan bir hikyaye anlattiniz, cok tesekkür ederim. Kahire’de yasayan türk arkadasimlar üc ay önce ayni sekilde türk hava yollari ile döndüler, cok farkli bir durumdan ama onlar da Türk hava yolari cok iyi calistirlar (ve biz almanlar bunu gibi harika bir is hic görmedik, alman disisleri Bakanligimiz hic ilgilenmediler …).

    En son benim fotograf kullanmak icin cok tesekkür ederim, bu fotograf Siwa’da cektim, Misir’da ama Libya’dan uzak degil ;-)

    Görüsmek üzere

    Erik

    • Merhaba Eric Bey,

      Geçmiş olsun dilekleriniz ve bloguma ve yaşadıklarıma olan ilginiz için teşekkür ederim.

      Mesajınızda Alman olduğunuzu belirtmişsiniz. Türkçe’yi nasıl bu kadar güzel kullandığınızı öğrenebilir miyim?:)

      Biz Tripoli Havalimanı’nda biletlerimizi almış uçağımızı beklerken Alman vatandaşlarının biletsiz, ne olacağını bilmeden saatlerce hatta günlerce havalimanında beklediklerini gördüm. Almanya gibi bir ülkenin vatandaşlarına daha fazla yardımcı olması gerekirdi. Sizin de dediğiniz gibi Almanya Dış İşleri Bakanlığı Libya tahliyelerinde yetersiz kaldı. Misurata şehrinde kalan son Alman vatandaşlarının İtalyan savaş gemileri ile Sicilya’ya götürülüp tahliye edildiklerini biliyorum. Herşeye rağmen önemli olan sağ salim tahliyelerin tamamlanmasıydı. Libya’nın yerel halkı için üzüntümüz ise çok büyük.

      Fotoğrafınız çok güzeldi. Yazmak istediklerimi tamamlayacağını düşündüm ve kullanmak istedim. Fotoğrafı kullanırken Mısır’da çekilmiş olduğunu biliyordum. :)

      Saygılar, sevgiler

      Ufuk

Bir Cevap Yazın